Çarşamba Şubat 08 , 2012

Gezi Fotoğrafları Çekim Teknikleri ve Püf Noktaları

Herkese Merhaba... Hepimiz gezi fotoğrafları çekiyoruz ya da çekmek için geziyoruz. Bu başlığı açma nedenim, gezi fotoğrafları çekerken yardımcı olabilecek naçizane bilgileri paylaşmak ve tabii ki bildiklerini paylaşmayı seven arkadaşlarımızın önerilerini alabilmek.

Gezi Öncesi Ön Araştırma:
- Turla gidiyorsanız tur rehberiniz görmeye değer yerler hakkında zaten size bilgi verecektir. Rehbere daha iyi fotoğraf çekebilmek için bir kaç ek soru sormaktan bir şey çıkmaz. Ancak bizim gibi Internet´ ten araştırma yapıp, biletini alıp gidenler için ön araştırma yaparken çekilmiş olan fotoğrafları özellikle ışık koşulları, çekim yeri ve çekim açısı gibi kriterler anlamında dikkate almalarını ve gerekirse bunları not etmelerini öneririm.
Ekipman (Nikon için yazıyorum, Canon´ cular alınmasınlar, Canon ekipmanları iyi bilmediğimden onları anmayacağım, başka bir kastım yok):

- Kompakt makine ile gezmesi çok kolay. Ancak kompakt ile çekmenin bilinen başlıca dezavantajları, yavaş olduğu için fotoğraf kaçırma riskinin fazla olması, bataryaların çabuk tükenmesi, renklerin doğal olmaması, geniş açıda yetersizlik, telede yetersizlik olarak sıralanabilir. Kompakt tercih edilmese bile DSLR taşıyamayacağınız yerler için bir tane kompakt makine olmasında fayda var.

- DSLR makine deyince çanta çok önemli. Sırt çantalarının taşıması çok pratik, daha az yorucu. Makineyi çıkarıp tekrar çantaya koymak biraz güç olsa da, gezmeye başladığınızda çoğu zaman makine boynunuzda asılı olacağından bu büyük bir dezavantaj sayılmaz. Çantayı önünüze de asabileceğiz için yankesiciliğe karşı daha az tetikte olup çevrenize daha fazla konsantre olabilirsiniz. Kollarınız yorgun düştüğünde de telede çekim yaparken kollarınıza iyi bir destek olabilir.

- Varsa diz üstü bilgisayarınızı mutlaka götürün. Varsa diz üstübilgisayarınızı mutlaka götürün. Varsa diz üstü bilgisayarınızı mutlaka götürün. Nokta. :)

- Makine konusuna çok fazla girmeyeceğim, zaten ekipman forumlarında yeterince tartışılıyor. Hızlı ve ISO performansı yüksek makine demek, daha az kaçırılan fotoğraf demektir. O da para demektir. Fotoğraf pahalı bir hobi.

- Geniş açı lensiniz yoksa yemeyin içmeyin gidin geniş açı lens edinin.

- 18-200 VR gibi hem geniş açıda, hem de telede iyi performans verecek ve tak çıkar yaptırmayacak bir lense vereceğiniz her kuruş size mutluluk olarak dönecektir.

- UV filtreleriniz zaten takılı olsun. Ama mutlaka dairesel polarize filtre (CPL) bulundurun yanınızda. Müzelerde camın arkasındaki konuyu CPL olmadan çekemezsiniz. Sudaki gereksiz ışık yansımalarını istemiyorsanız CPL lazım. CPL´ nin size kaç stop ışık kaybettireceğini de öğrenmelisiniz.

- Taşımayı göze alıyorsanız, daha büyük odak uzaklığına sahip lensleri de götürebilirsiniz, ama yüksek tempolu gezilerde, kalabalık ve iyi bilmediğiniz yerlerde öylesi bir lensle çekebileceğiniz konu sayısı, zaten göremeyeceğiniz için az olacaktır.

- Yanınızda tercihen bir SB-800 flaş ve yumuşatıcı, hiç olmazsa 20-30 liraya satılan bir tepe flaşı taşıyın. Makinenin kendi flaşından medet ummayın, yakındaki konuya sert bir flaş ışığı verirken fon karanlık kalmasın, ışık cepheden düşmesin, hiç olmazsa tavandan yansıtma seçeneğini kullanabilirsiniz. Eğer tek başınıza gezmiyorsanız katlanabilir çift renkli (beyaz/gümüş) bir reflektör götürebilirsiniz. Siz tutarsınız arkadaşınız çeker, o tutar siz çekersiniz, geçinip gidersiniz.

- Tripodumu almayım yanıma demeyin. Tripodla çekmeniz gereken birçok fotoğraf olacaktır. Taşıması zor diyorsanız, hiç olmazsa monopod. Unutmayın minimum titretme sınırının pratik formülü (odak uzaklığı x odak çarpanı) değerine en yakın enstantane değeridir. Yani eliniz 1/60 larda titretmeye başlıyorsa ve 1.5 odak çarpanlı makine kullanıyorsanız 40mm odak uzaklığının vereceği açıdan öteye gidemezsiniz ya da titrek fotoğraflara dönersiniz. Kurun tripodunuzu, paşa paşa çekin cam gibi fotoğrafları.

- Eğer gittiğiniz yerde fiyatlar daha ucuzsa, oralardan ekipman almayı da düşünebilirsiniz. Ama bunu dönerken değil giderken yapmakta fayda var :). Bir de almaya kararlıysanız önceden fiyat, model ve mevcut ekipmanınızla uyumluluk araştırması yapmakta faydavar. Aksi takdirde spotçularda kazık yemeniz, yetersiz bilgi sahibi satıcılardan uyumsuz ekipmanlar almanız ya da ikna yeteneği yüksek satıcılar tarafından hiç kafanızda olmayan ekipmanlar almak durumunda kalabilirsiniz. Kimseye inanmayın.

- Yedek batarya, şarj aletleri, gideceğiniz ülkelerdeki voltaj, frekans ve priz tipleri hakkında önceden bilgi edinin, priz adaptörü ve küçük bir üçlü fiş götürün. Odadaki tek boş prizde batarya şarj ederken, banyodaki prizde de telefon takılıyken bilgisayarınızı takacak delik aramak durumunda kalabilirsiniz. Ayrıca otel odasından çıkarken elektrikleri kesen sistemden ötürü siz yemekteyken pillerinizin şarj olacağı gibi bir kanıya kapılmayın. Geceyi uyuyarak geçiriyorsanız, uyku sırasında şarj en iyisi. Geceleri fotoğraf çekmek çok verimli olmuyor gerekçesiyle başka aktivitelere yöneliyor olsanız bile şarj meselesini ihmal etmeyin.

- Dolan kartları bilgisayarınıza transfer etme şansınız yoksa, bir yerlerden bilgisayar bulup oralarda "external hard disk" ya da DVD lere aktarmak gerekli olacak. Bu durumda da bulduğunuz bilgisayardaki kart okuyucunun yavaş olması, uyumsuz olması vs. gibi sorunlar var. Kart okuyucunuzu da yanınızda götürün. Yavaş kartlardan veri aktarırken bu işin zaman alıcı olduğunu unutmayın. Aktarma işini uygun bir zamanda yapın. Gün ortasında medeniyetten uzak yerlerde kart şişti sürprizi yaşamayın.

- Gideceğiniz yerdeki iklim koşulları ve mevsime göre ekipmanı koruyacak ya da yağmur altında da çekim yapmanıza olanak tanıyacak yağmurluk alabilirsiniz yanınıza.

Çekim Modu, Diyafram, Enstantane, ISO, Beyaz Ayarı, Net AlanDerinliği

- Genel bir fikir verebilmek için, durarak çekim yapabileceğiniz koşullarda diyafram öncelikli, kadrajda doğru pozlanmış enstantane hızınızdan daha hareketli konular varsa ya da siz hareket halindeyseniz de (örneğin arabada, "tuk-tuk" ta, teknede vs), kaliteden biraz ödün verip işi şansa bırakarak enstantane öncelikli çekim modlarını tercih edebilirsiniz.

- Enstane öncelikli çekim modunda net alan derinliğinden ofsayta düşme riski var. Şöyle ki, makine açık bir diyafram seçtiyse, odak uzaklığınız fazlaysa ve konu size yakınsa, asıl çekmek istediğiniz konu net alanın dışında kalabilir ya da fonda göstermek istediğiniz görüntü net alanın dışında kalabilir. Riski göze alarak kullanın. Hareketli konularda ya da hareket halindeyken net alan derinliği ön izleme tuşunu kullanamayabilirsiniz, ofsayta düştüğünüzde yeniden ayar yapma şansınız kalmamış olabilir.

- En güzeli diyafram öncelikli çekim modunda, hangi hareketi kaç enstantane ile dondurabileceğinizi bilmek ve seçtiğiniz diyaframda bu enstantaneyi tutturmak. Forumda arama yaparsanız bilgiler bulabilirsiniz. Örneğin şehir içinde hareket halindeki araç için 1/xxx, yürüyen yaya için 1/xxx vs gibi. Sn. Sabit KALFAGİL'in, Fotoğrafın Yapısal Öğeleri kitabında verdiği ampirik formül makul hızlarda hareket eden objeler için geçerlidir:

T=D/(1000*V)

T=Obtüratör hızı (saniye)
D=Objenin Mesafesi (metre)
V=Objenin hızı (m/saniye)

- Ben manuel modda çatır çatır çekerim arkadaş diyenlerin zaten ellerinden öpüyoruz.

- Otomatik mod: asla. Otomatik mod: asla. Otomatik mod: asla. Nokta. Fotoğraf çekmeyi, ekipmanınızı kullanmayı öğrenin. Zira otomatik modda makineler pozometrelerine düşen ışığa göre ayar değerleri seçerler. Ama fotoğraf makineleri -en azından şimdilik- kompozisyon ve hareketli obje kavramlarından habersizdirler. Makinenin verdiği değerlerle önünüzden geçip giden ve asla bir daha göremeyeceğiniz bir görüntüyü net çekmeme, ya da çok az detayla çekme olasılığınız çok fazladır.

- Bilmeyenler için güneşli hava f/16 kuralını anımsayalım: Sert güneş ışığı altında, f/16 diyafram açıklığında, kullanacağınız enstantane değeri, seçtiğiniz ISO değerine en yakın değerdir. Yani dijital makinelerden konuştuğumuz için, f/16, ISO100, 1/100. Bu kriterden başlayarak, size titretme garantisi veren enstantane hızını seçebilir, optiğinizin büyük olasılıkla en iyi performans aralığını verdiği f/8 ila f/11 aralıklarında elde edeceğiniz enstantaneyi önceden kestirerek, ISO ayarınızı belirleyebilirsiniz.

- Manzara vb. geniş açı çekimlerde ve daha çok detay görmek istediğiniz fotoğraflarda kısık diyafram kullanmak size keskinlik ve daha fazla detay olarak geri dönecektir, ancak daha uzun enstantane isteyecektir. Uzun enstantane de hareketli konuların flu çıkacağını aklınızdan çıkarmayın. Durarak çektiğiniz fotoğraflarda diyafram öncelikli çekim modunun avantajlarını sonuna kadar kullanabilirsiniz.

- Genel olarak gündüzleri düşük ISO değerlerine sabitlemekte fayda var. Bulunduğunuz ortamdaki ortalama ışık koşullarını tahmin ederek, ortama giriş öncesinde optimal bir ISO değerine sabitleyebilirsiniz. Dışarda çekim yaparken zaten sıkıntı yok, çekebileceğiniz en düşük ISO´ da çekin. Ama birden bire bir yapının içine girdiğinizde ışığın azalacağını ve az önce rahat rahat çekim yaptığınız ISO değerinin içerde yetmeyeceğini aklınızdan çıkarmayın. Akşam artırdığınız ISO’ yla ertesi sabah çekim yapmaya devam etmeyin. Patlamış mısır lezzetlidir, patlamış fotoğraf acıtır: )

- Filmli makine kullananlar ISO ayarlarını takacakları filmin duyarlığı gibi algılarlarsa sevinirim. Çoğunluk dijital kullandığıiçin DSLR makineler için yazıyorum. Affola.

- Akşamları varsa makinenizinin otomatik ISO seçeneğini seçip, maksimum üst ISO sınırını ve minimum enstantane değerini belirleyin. Hayalperest olmayın, akşam düşük ISO da çekemezsiniz, ISO´ nuzu yükseltin biraz. Örneğin gündüzleri ISO100 de çekim yapıyorsanız, hava karardığında ISO200´e çıkıp, otomatik ISO moduna geçip, üst sınır olarak ISO400 ya da ISO800 belirleyebilir, minimum enstantaneyi de elinizin titretme sınırı seçerek iyi fotoğraflar çekmemek için nedeniniz yok. Makinemizin bu özelliği güzel bir özellik. Baştan ISO800 seçip ISO640 ta rahatlıkla çekilebilecek bir fotoğrafı kaçırmanın önüne geçmiş olursunuz. Bu arada hepimiz biliyoruz ki, makinemizde ISO1600 var diye, ISO1600 de makine fotoğraf çekmiyor, gren çekiyor.

- Daha az konuşulan bir konu olduğu için ISO meselesini fazla uzattım. Sitedeki kullanıcıların kullandıkları makinelerin sayısına bakınca, çoğu makine SLR Like, başlangıç düzeyi DSLR ya da orta kalite DSLR makineler. Bu makinelerin ISO performansları malum. Ortalamaya bakarsak bu makinelerle ISO400 ten sonra çekilen fotoğraflar emek ziyanından başka bişey değil. Işığım yetmiyor, ille de kaçırmayacağım diyorsanız ISO yükseltmek mübah tabi. Benim makinem ISO3200 de çatır çatır grensiz çeker diyenlerin yine ellerinden öpüyor, daha da bol kazanmalarını ve ekipmana daha da çok para harcamalarını ve eşlerine sabırlar diliyoruz.

- Canon´ cuları unutmadık. Canon çeker diyenler, kırmızı fon kağıdı alıp düşük ışıkta makinelerini tripoda sabitlesinler, diyaframı keskinliği en iyi alabilecekleri bir değere ayarlayıp, en kaliteli fotoğrafı çekebilecekleri odak uzaklıklarında, kırmızı kartonu çekebilecekleri en düşük ISO dan başlayıp en yüksek ISO değerine kadar tek tek çekip, fotoğrafları yan yana koysunlar. Başka bir şey demiyorum. Canon´ u da seviyorum, Nikon´ u da, diğerlerini de, bunları tasarlayan ve yapıp pazarlayan insanlara ve know-how´ larına büyük saygım var. Çoğumuzun fotoğraf bilgisi onlarınkinden fazla değil. Bu yüzden bu başlığın altına Nikon-Canon geyiği yazılmaması gibi bir ricada bulunacağım. Yazacaklara da sözüm yok.

- Net alan derinliğinden burada fazla bahsetmeyeceğim. Çok fazla ilgili konu var. Oralarda bahsediliyor zaten. Yukarıda kısaca değindim.

- Beyaz ayarı meselesi tam bir muamma. Makinenin otomatik ayarına bıraksanız, işiniz şansa kalmış. Dışarda çekerken gün ışığı ya da bulutlu hava ön değerlerine ayarlayabilirsiniz, ama az önce de değindiğim gibi, aniden hava bulutlandığında ya da kapalı bir mekana girdiğinizde ayarınızı değiştirmeyi unutmayın. Mümkünse Expodisc alın bir tane. Pahalı diyorsanız şuraya bir bakın:

http://www.anadolugezgini.com/gezgin/index.php?option=com_marketplace&;page=show_ad&catid=3&adid=12&Itemid=32

(link eksik çıkıyor, sonuna kadar seçerek kopyala yapıştır yöntemiyle tarayıcınıza aktarınız).

Neden mi? Bu dünyada hem tungsten lamba ile, hem floresan lamba ile aydınlatılmış, pencereden içeri gün ışığı giren ve flaş kullanmak zorunda kalacağınız kapalı mekanlar altında fotoğraflanacak o kadar çok şey var ki. Elektrikçilere fotoğraf dersi vermek mi lazım ne? Böylesi ışık koşullarında %18 gri kart yönteminden başka doğru beyaz ayarı verecek tek şey böylesi ek aksesuarlar kullanmak. D300´ ün otomatik beyaz ayarı çok iyi diyorlar. Diyenlerin yalancısıyım, henüz test etme fırsatım olmadı. Edince ekleme yaparım buraya.

- Tekniği fazla uzatmayalım. Toplu fotoğraf gezilerinin faydalı taraflarından biri de, katılan ustaların acemilere bu tavsiyeleri bire bir oralarda ya da orda başlayıp daha güzel ortamlarda devam eden konuşmalarda veriyor olması. Ben pek katılamıyorum, ama katılmayı da çok istiyorum. Büyük geziye çıkmadan önce bulunduğunuz yerde katılabileceğiniz ısınma gezilerine katılın.

Kompozisyon, Işık ve Püf Noktaları

- Yine temel fotoğrafçılık bilgilerinde bahsedilen genel kompozisyon kural ya da tavsiyelerine çok fazla girmeyeceğim. Ama hızlı gezi tempolarında, ufuk çizgisi, altın oran vb gibi çok temel kural ya da önerileri atlamayın derim. Geziler en çok fotoğraf çektiğimiz zamanlar, bu kuralları alışkanlık haline getirmenin de en kolay zamanları.

- Temel fotoğrafçılık bilgilerinde bahsedilen ışıkla ilgili konulara da burada değinmeyeceğim. Ancak ışık koşullarının sürekli değişken olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Ekipmanda bahsettiğim flaş, reflektör ve onu tutabilecek fotoğraftan anlayan gezi arkadaşı değişken ışık koşullarında sağlam fotoğraf çekmek için önerebileceğim çözümler. Arkadaşınız fotoğraf çekmekten hoşlanmıyorsa, getirin hemen virüsü bulaştıralım.

- Ters ışıkta da fotoğraflar çekin ama aynı konuyu cephe ya da yan ışıkla çekmeyi de ihmal etmeyin. İki üç adım fazla yürümek en fazla biraz yorar o kadar.

- İlk kez gördüğünüz yerlerde güzel kompozisyonlar yakalamak için vaktiniz olmayabilir. Daha önceden de kurgulamadıysanız işiniz büyük ölçüde şansa kalıyor. Gideceğiniz yere yaklaşırken tahminler yapmanız, mümkünse harita incelemeniz ve güneşin pozisyonunu belirlemeniz, içeriye girmeden önce bütüne genel bir bakış atmanız size yardımcı olacaktır. Çok içerilere girmeden önce geneli, sonra detayları çekerseniz, güzel kompozisyonu kaçırsanız bile fotoğrafları incelerken size orayı tekrar yaşatacak şeyleri kaçırmamış olursunuz. Ya da genelin içinden bir kısmını kesip alabilirsiniz.

- Kadrajı sıkıştırmayın, biraz bolluk verin. Zaten boyutları dev gibi fotoğraflar çekiyoruz, konuyu eksik çekmektense, biraz kırpıp düzeltmekte hiç bir sakınca yok.

- Aklınızda bulunsun, Japonlar gezerken o minicik kompakt kameralarla çektikleri görüntüleri evlerinde bir araya getirip, bütünü ortaya çıkardıklarından ve orada yapılanlardan daha iyilerini yaptıklarından teknolojide bu kadar ilerideler.

- Mekana girmeden önce büyük olasılıkla kapının yakınında bulunan hediyelik eşya dükkanlarında görebileceğiniz kartpostallara hızlı bir göz atın. Unutmayın, ordaki fotoğrafları en uygun ışık koşullarında profosyonel fotoğrafçılar çekti. Sizin benzerlerini ya da aynılarını çekip eve götürmeniz ve sevdiklerinizle paylaşmanız kadar etik bişey yok. Çünkü kartpostallardaki fotoğraflar küçük ve kaliteli değiller.

- Arada kendinizi de çekmeyi ihmal etmeyin. Maazallah eş dost "sen bu fotoğrafları National Geographic ten mi arakladın?” diye çamur bile atabilir. İspat eder, onlara da fotoğrafı sevdirirsiniz güzel fotoğraflar çekerek. Ama fonu boş portreler çekmeyin. Kendinizi kadrajın sol ya da sağ 1/3´ üne koyup fonda oraları gösteren fotoğraflar çekin.

- Sağlam ekipmanlarla gezen diğer gezginlerin neler çektiğine de göz atın. Vakit dar, günah değil kopya çekmek.

- Buralarda en büyük sıkıntı kalabalıkta fotoğraf çekmek. Biz aşırı yorgunluktan çoğu zaman popişlerimizi erken kaldıramadığımızdan, birçok yere erken saatlerde gidemedik. Sabah erken saatlerde ışık yumuşak, sert gölge yok, kalabalık yok, kadrajda gereksiz insanlar yok, görüş alanınızı kesen şeyler daha az.

- Bazı mekanlar çok erken saatlerde kapanabiliyor. Siz iyisi mi erken kalkın. Akşam makul miktarda için, bira burada da var ama oranın fotoğrafı yok.

- Oranın insanlarını da çekin. Güzellikler sadece manzaralarda yada tarihi yerlerde değil. Tarihi yeni olan o kadar güzel şey var ki:)

- Başka insanların fotoğraflarını çekmeden önce izin isteme nezaketinde bulunun. Çoğu zaman gülümseyen bir ifadeyle göz göze gelip, karşınızdaki insanın bakışını gözlerinizle objektife doğru çekerken işaret parmağınızla objektifi göstermek yeterli olur. Yerel dillerinde teşekkür etmeyi öğrenin, çektikten sonra teşekkür edin, reverans yapın.

- Din görevlilerinin, dini mekanların fotoğraflarını çekmeden önce mutlaka nelere dikkat edilmesi gerektiğini öğrenin. Kutsal hayata saygıyı ihmal etmeyin. Örneğin "monk" denilen Budist rahiplerine kadınların dokunması yasak, biz de dokunarak iletişim kuran insanlarızdır, hanımefendiler, aman dikkat. Göz teması ve gülümseme herkes için yeter. Bu konuda forumda güzel bir başlık var. Şimdi bulamadım, bulunca eklerim, ya da bilenlerin link vermesini rica ediyorum.

- Biz deniz çingenelerini çektik. Beklentileri yoktu ama sokakta çırılçıplak dolaşan çocuklara bahşiş vermek için cebinizde küçük bozukluk para olsun. Zaten ekipmana servet harcıyoruz, bahşiş olayını abartmamak lazım.

- Bazı mekanlarda fotoğraf çekmek, flaş kullanmak yasak olabilir, ya da ek bir ücret ödemeniz gerekebilir. Bunlara da dikkat edin. Fotoğrafa izin verilmeyen bir yerde başkaları çat çut çekerken siz kurallara uyacağım diye tutturmayın. Tadını ayarlayın, oralarda polisle, korumalarla uğraşmayın.

- Kompozisyon meselesine biraz daha yazacağım ancak şimdi vaktim yok. Sonra ekleyeceğim.

- Gözünüz vizördeyken yankesicilere fırsat bırakmayın. Çantanız, cüzdanınız sağlam yerde olsun. En önemlisi uyanık olun, gözleriniz fıldır fıldır olsun. Böylece daha çok kompozisyon yakalayabilirsiniz.

- Bilmiyorsanız Lomografi´ nin ne olduğunu Google, ek$i sözlük yada Wikipedia´ dan araştırın. Basıp basıp çekin. Silmek çok kolay ama çekmek için taa oralara gitmek gerekiyor.

- Fotoğraf kaçırdıysanız da üzülmeyin, sevdiklerinizle oralara tekrar gittiğinizde onlar oraları gezerken siz gezme faslını atlayıp, kaçırdığınız fotoğrafları çekebilirsiniz.

- Kötü ya da net değil diye oralarda fotoğraf silmeyin. Gelince burada silersiniz. Kötü de olsa fotoğraf fotoğraftır. Haber fotoğrafının nasıl günahı olmazsa gezi fotoğrafının da günahı olmaz. Sitede bu tarz fotoğraflara eleştiri yazarken aklınızda olsun, insafsız olmayın.

- Fotoğraf çekeceğim diye gezmeyi, görmeyi, incelemeyi ihmal etmeyin :)


Buraya kadar okuduysanız teşekkür ederim. Olası imla hataları için affola.

BİR ZAMANLAR BERGAMA

KATEGORİLER