PHASELİS (Ülkemizi Sevelim Koruyalım)

Yazdır
PDF



pha1.jpg - 18.96 Kb

        Antalya’dan sahil yolundan Muğla’ya geçerken, “Phaselis” yazan bir tabelaya rastlıyoruz.

Bize yoldan ayrılarak, sola, denize doğru gitmemizi söylüyor. Bu yolumuzu biraz uzatacak, ama o yola sapıyorum ve çam ormanları içinde bir süre gittikten sonra, bir bariyer yolu kapatıyor. Arabamdan inerek, yolun ortasında bulunduğunu gördüğüm, kulübeye doğru gidiyor ve içindeki görevliye, devam edersem görmeye değer bir şeyler olup, olmadığını soruyorum. Bana kulübesinin dış yüzüne yerleştirilmiş olan fotoğrafları göstererek, “Buna siz karar verin bayım. İşte bunlar var orada.” diyor. Resimlere bakıyorum ve gitmemizin daha iyi olacağına karar veriyorum. Giriş ücretini ödeyerek, Phaselis’e doğru yoluma devam ediyorum.

pha2.jpg - 12.48 Kb

           Biraz daha gittikten sonra, çam ağaçları ile birlikte, denize ulaşıyoruz. En az ikibin yıl öncesinden kalmış olan antik kalıntılara da tabii. Ege ve Akdeniz sahillerimizdeki kalıntıların tamamının ilk yerleşimleri, İsa öncesindendir.

pha3.jpg - 23.37 Kb

        Deniz küçük koylarla karşılıyor bizleri. Peş peşe dizilmiş, birbirinden güzel küçük koylar bunlar.

pha4.jpg - 16.80 Kb

        Phaselis’in kara tarafındaki bataklık da, zamanında karadan gelecek olan düşmanlarına karşı iyi bir engel oluşturuyormuş.

pha5.jpg - 20.46 Kb

       Kente su getirmek için yapılmış olan yüksek su kemerleri, simdi çam ağaçlarının arasına gizlenmiş durumdalar. Kente varmış oldukları halde, hala bu kadar yüksek olmaları, üzerlerinde getirdikleri suyu oldukça yukarılarda olan bir depoya boşalttıklarını düşündürüyor insana.

pha6.jpg - 20.05 Kb

        Şehrin ana caddesinden, biraz önce geçtiğim bir tabeladan, önümüzde olduğunu öğrendiğim Büyük Liman’a doğru gidiyorum. Phaselis’in diğer sahil şehirlerine bir üstünlüğü de, doğal yapısından dolayı üç tane limanı olmasıymış. 

pha7.jpg - 15.72 Kb

       İşte Güney Limanı. Adını koyun ağzının güneye bakıyor olmasından almış. Bu liman çokluğu mutlaka, seyahatların karadan çok deniz yolu ile yapılmakta olduğu o yıllarda, güvenlik, kolay ulaşım ve ticaret gibi konularda, oldukça faydalı oluyordu.

pha8.jpg - 16.17 Kb

       Güney Limanına komşu olan Batı Limanını görmekteyiz. Bunun ağzı ise batıya bakmaktadır. Bir sahil kentinde değişik özelliklere sahip olan böyle birkaç tane liman bulunması, o kent için çok büyük bir zenginlik tabii. Hava koşullarına göre uygun olanı hangisi ise, o limanı kullanabiliyorlardı.

pha9.jpg - 17.89 Kb

        O zamanki insan yerleşimlerinin vaz geçilmezi olan Tiyatro, daha doğrusu toplanma yeri yapısını da bulduk çam ormanının arasında. Bu durumuyla, günün çok az bir zamanında güneş alıyor olması da güzel, bu mekanı toplantı amaçlı kullanacaklar için. 

pha11.jpg - 14.51 Kb

         Büyük Liman’a da ulaştık sonunda. Liman girişi oluyor burası. Birkaç tane balıkçı teknesi görünüyor, ama ben arabamdan indiğimden beri tek başıma dolaşmaktayım bu güzel kentte ve hiçbir kimseyi de görmedim.

pha10.jpg - 14.51 Kb

        Limanın kara tarafındaki genişliğini görüyoruz. Limana girişin ise dar olduğunu bir önceki fotoğrafta görmüştük. Resimlerde karanlıkta olduğumuzu da fark ediyorsunuzdur. Phaselis kentinde, üstümüz çoğunlukla çam ağaçları tarafından kapatılmış olduğundan, en açık havalarda bile sürekli gölgede bulunmaktayız.

pha13.jpg - 14.00 Kb

      Artık geriye dönüp, Phaselis liman kentini terk ederken, şehrin çam ağaçları altında, tamamen gölgedeki geniş ana caddesi ile dönüşte önümüzde olan, Güney ve Batı limanları bizi uğurluyorlar. Gelmemiz hiç de kötü olmadı değilmi? (ertanalayat)

D e s t e k ç i l e r i m i z

Kategoriler