| 19 Şubat 2010
Toroslardan Antalya sahil ovasına indik. Alanya istikametine doğru gidiyoruz. Torosların karlı tepeleri ile sahilden Anadolu’ya geçişi nasıl engellediklerini, nasıl boşluksuz peş peşe, sırt sırta uzandıklarını görüyorsunuz. Bu şekilde Antakya’ya (Hatay’a) kadar uzanıyorlar. Orada, son kısımlarında isimlerini değiştirerek Amanos adını alıyorlar, ama yine Torosların devamı oluyorlar. Sizlerle laflarken aniden sağımda “Kurşunlu Şelalesi” tabelasını görüyor ve bu defa zamanında tabelayı geçmeden o tarafa dönüyorum.
Çam ormanlarının içinde bir yerde duruyoruz. Öncelikle söylemeliyim ki, Kurşunlu Şelalesi’nin civarı gerçekten çok iyi düzenlenmiş. Milli Park konumunda olan yerlerimiz arasında, en derli toplusu bu, gördüklerimin içinde.
Yukarıdaki lokantada yol sorduğum kişinin tarifi üzerine, güzelce taş döşenmiş bir yoldan, yeşilliklerin içinden aşağıya inmekteyiz. Lokantanın aşağıya, şelalenin yanına yapılmamış olması da, şelaleyi koruma açısından iyi bir önlem. Bana yolu tarif eden lokantacının, ben ayrılırken yanındakine “Onu aşağıda senfoni bekliyor.” dediğini duymuştum. Daha şelaleyi göremedik, ama sesi şimdiden kulaklarımızı doldurmakta.
Bizi şelaleye götüren yol biraz korkunçlaşmaya başladı, ama sizleri de düşünerek devam ediyorum. Geri dönersem ve içinizden “Biz olsaydık devam ederdik” diyecekler olursa bu beni üzer. Gerçi bazan buna aldırmıyorum, siz de haklısınız. Canımın tatlılığının, sizlere ülkemizden değişik görüntüler gösterme arzusunun üstüne çıktığı da oluyor ve bazı beni zorlayan yerlerde geri dönüyorum ne yapalım. Can baldan tatlıdır biliyorsunuz.
Neyse fazla yürümeden mağaranın sonu ile birlikte, ışık ve yeşillikler de göründü tekrar.
Ve şelale de çıktı aniden karşımıza. Ne dersiniz, gidip de suya dokunalımmı?
Geçtiğimiz günlerde, yolda gelirken Güney Şelalesi’ne uğramış, fakat yanına ulaşamamıştık. Şimdi gözümüz şelaleye doyuyor artık sanıyorum.
Şelalenin çevresinde dolaşmaktayız. Bir taraftan kulaklarımız da, akan suyun sesi ile dolu hala. Yanımızda olsanız, konuşmamız, konuşurken birbirimizi duymamız oldukça zor olacaktı inanın.
Şelale de güzel, ama şelaleden dökülen suyun gidişi de o kadar güzel. Belgesel dizilerdeki, Brezilya ormanlarındaki görüntüleri andırıyor. Balık da var, gördüm suda. Benim gördüklerimden ikisi bir porsiyonu rahatça doldurur büyüklüklerdeydiler. Balık görünce hemen onu soframda düşünmem de çok kötü değilmi, bunun için de özür dilerim sizlerden.
Bu da şelalenin diğer yandan görüntüsü. Bu güzel şelaleyi senfonisi ile beraber bırakarak ayrılıyoruz. Allaha ısmarladık Kurşunlu Şelalesi. (ertanalayat)




